21 Şubat 2011 Pazartesi

Önyargılarımız...

Önyargılar insanı zorlar ve yanlış tepkiler vermesine sebep olur. Önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zormuş. Olayları gerçek şekliyle değil de, insanın kendi algılamasına ve düşüncesine göre değerlendirmesi ve yargılamasıdır önyargı.
İletişim içinde olduğumuz ya da olmadığımız kişilerle ilişkilerimizde önyargılar çok fazla kullanılıyor. Pek çok kişinin de yaşamında bu tür yanlış algılamalar ve yorumlamalar oluyordur sanırım. Bunlara sebep daha önceden buna benzer olayları yaşamış olmak ya da öğrenmiş olmaktır. Önyargılar hepimizin yaşamında vardır.
Bir gelincik hikayesini de önyargıya örnek olarak vermek istiyorum. ‘Bir köyde, bebeği ile yalnız yaşayan bir kadın varmış. Bir gün ormandan gelirken bir gelinciğe rastlamış. Onu almış, beslemiş. Bebeğiyle beraber yaşadığı eve alıp getirmiş. Gelincik (bir hayvan) ve bebek hiç ayrılmaz olmuşlar. Bir gün kadın ikisini yalnız bırakmış evde. Kapının önünü süpürüp, gelmiş eve. Eve gelince gelinciği görmüş karşısında. Ağzı kanlar içindeymiş. Bebeğinden de hiç ses çıkmıyormuş. Kendini kaybetmiş, elindeki süpürge ile gelinciğe vurmaya başlamış ve öldürmüş. Koşarak bebeğinin yanına gitmiş, bir de ne görsün? Bebek beşiğinde uyuyormuş. Beşiğin yanında ise kanlar içinde bir yılan duruyormuş’.
Önyargılar insanda alınganlıklar, kırılganlıklar, öfke, kızgınlık, kaygı ve endişeler yaratır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder